Yazılış tarihi: 2026
Mason Tarikatı, bir kişi ömrünün bir döneminde, çok kısa ya da uzun süre mason olup, sonra cemiyetten ayrılıyor ve bir daha, locaların kapısının önünden bile geçmiyorsa, bu kişiyi damgalar ve ömür boyu mason olarak tanır. Bu uygulama daha çok, siyaset ve bürokraside üst düzey görevler almış ya da sanatçı gibi ulus tarafından öne çıkmış, sevilen ve sayılan kişiler için uygulanır. Bunun amacı, Türk toplumunda sahip olamadıkları saygınlığı, milli kimliği bu kişiler üzerinden, adlarını kullanarak edinme çabasıdır.
Bir dernek ya da cemiyet, hukuken ve kurumsal olarak gönüllü üyelik esasına dayanır. Kişi ister girer, ister çıkar; çıktığı anda üyeliği biter. Buna rağmen “bir kez girdin mi ömür boyu bizdensin” yaklaşımı varsa, bu artık klasik sivil toplum mantığından sapmıştır.
Bu tip yapılar genelde şöyle tanımlanır:
Aidiyetçi / kimlik temelli yapı: Üyeliği sadece idari değil, kişinin kimliğinin parçası gibi görür. Çıkış kabul edilmez, sadece “uzaklaşma” sayılır. Masonlar bu duruma “uykuya yattı” diye tanımlarlar.
Kapalı örgütlenme: İç-dış ayrımı keskindir. “Bizden olanlar” ve “olmayanlar” ayrımı kalıcıdır.
Yarı-cemaatçi (kült benzeri) yapı: Özellikle bireyin iradesini ikinci plana atıp, grup aidiyetini kalıcı ve değişmez sayıyorsa bu benzetme yapılır.
Sosyolojik olarak “damgalayıcı” yaklaşım: Kişi ayrılmış olsa bile etiketi üzerinden tanımlanmaya devam edilir.
Eğer bir yapı, ayrılan bireyin kendi beyanını yok sayıp hâlâ onu “üye” kabul ediyorsa, bu durum bireysel özgürlük ve kurumsal meşruiyet açısından problemli bir zihniyete işaret eder; İrade cellatlığı, kimlik hırsızlığıdır.
Ülkemizde masonların davranışı da tam budur.